İNSÜLİN DİRENCI VE DİYABET

İNSÜLİN DİRENCİ VE DİYABET

Diabetus mellitus (şeker hastalığı), insülin yapımı ve kullanımında gelişen problemler sonucunda sürekli kan şekeri yüksekliği ile seyreden metabolik hastalıktır. İki tipi vardır.  TİP 1, kişi insüline bağımlıdır.  TİP 2 , kişi insüline  bağımlı değildir.

Glukoz vücudumuzun temel enerji kaynağı olup hücrelerimiz tarafından kullanılır. Glukozun yakıt olarak hücre içine girmesini sağlayan insülin denilen hormon pankreanstan salgılanlır. İnsülin yetersizliği veya yokluğunu olarak bilinen Tip 1’de insülin dışarıdan verilir. Toplumun diyabet riski taşıyan bölümün büyük çoğunluğunun  insülin yetersizliği  değil fazla salgılanmasından kaynaklandığını vurgulamakta fayda var. Bu kişilerde insülin-insülin reseptörü ilişkisi yağ dokusu fazlalığıyla bozulmuş ve ortamda ihtiyaçtan fazla insülin bulunmasına rağmen glukoz hücre içine girememektedir. İşte bu bozukluğa insülin direnci artışı denir.

İnsülin direnci ; HOMA-IR=Açlık insülin x Açlık glukoz / 405 (işlem sabit değeri İle hesaplanır)

HOMA –IR Değeri 2 ‘nin altında olmalıdır. Sonuç  2  ile 3 arasında insülin direnci oluşmaya başlamış demektir. Bu sonuca sahip kişilerde kilo fazlalığı var ise mutlaka ideal kilolarına inmeleri gerekmektedir. Ayrıca kişi yavaş yavaş diyabetik beslenmeye alıştırılmaya çalışılmalıdır. Bozulmuş glukoz toleransı tedavi edilmezse zaman içerisinde diyabete çevirebilir. Sonuç 5 ve üzerinde ise kişi diyabet kabul edilir.

İnsülin direnci ve diyabet olan, bireyin beslenme tedavisinde günlük kalori ihtiyacı hesaplanıp 3 ana 3 veya 4 ara öğün olarak şekillendirilmelidir. Posa içeriği yüksek ve kompleks karbonhidratlı gıdalar seçilmesine özen gösterilmelidir. Özellikle basit şeker dediğimiz sofra şekeri ve içinde sofra şekeri bulunan gıdalardan (çikolata, tatlılar, bal, pekmez gibi) mümkün olduğu kadar uzak tutulmaya çalışılmalıdır. Çünkü basit şekerlerin kana geçişleri hızlıdır. Birden kan şekeri yükselir ve arkasından birden düşer. Buda doku harabiyetine bile sebep olabilir. Ayrıca hamur gıdalara da (börek, gözleme, pilav, makarna, ekmek vb. ) gibi dikkat etmek gerekir. Bu besinler kompleks karbonhidrat olmalarına rağmen fazla tüketilirse kan şekerini etkiler. Çünkü bu besinlerin de vücutta parçalandıktan sonraki yapıtaşı glukozdur. Meyve de basit şeker grubuna girer. Bu yüzden meyve miktarı iyi ayarlanmalı ve özellikle meyve yedikten sonra kişiye  süt, yoğurt, peynir gibi protein içerikli besin tüketmesi gerektiği belitilmelidir.  Çünkü bu tür proteinli gruplar meyve şekerinin kana geçiş hızını yavaşlatacağı için kan şekeri dengesi bozulmasının önüne geçmiş olur. Yağ tüketimine dikkat edilmeli ve kişinin azaltmaya çalışması için teşvik edilmelidir. Kişi haftanın en azından 2-3 günü yürüyüş veya herhangi bir egzersiz yapmaya özendirilmelidir. Düzenli egzersiz kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur ve kandaki glukozun hücreler tarafından kullanılmasını sağlayarak diyabet veya diyabet riski olan kişilere yaşam desteği vermiş olur.

Özet olarak insülin direnci ve diyabet tedavisinin hedefleri ;Kişinin kan şekeri ve yağlarını sınırlar içinde tutmak, ideal ağırlığına ulaşmak ve korumak, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve önerilen sıklıkla sağlık kontrollerini yaptırarak  insülin direnci ve diyabet in sebep olabileceği komplikasyonların önüne geçmek olmalıdır.

 Zayıflama Programları – Online Diyet – Online Zayıflama 



Yorum yok

Yorumlar
Yorum Yok! İlk yorumu sen gönder!

Yorum Yaz

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*